5 yıl olmuş, bu 5 yılda neler olmuş

 

5 sene önce bugün, hayatımın büyük aşkıyla nişanlandım. Çok çabuk nişanlandık biz aslında, flört etmeye başladıktan 3,5 ay sonra. İş yerinde makina şefimdi sevgilim. Bir sürü dedikodu çıktı zamanında; “Hamile mi?”, “Ülkesine dönmemek için mi nişanlanıyor??”, “Kaptı tabi zengin şefi!”
Ama bilirsiniz… İnsanlar hep konuşur. Ne hamileydim, ne Almanya’da kalmak için, ne de sevgilim zengin (?!) diye oldu bütün bunlar. Tek bir yanıtı vardı:
Aşıktık.
Dünyaya neden bu kadar garip gelmişti, anlamamıştık. Ben 27 yaşındaydım, o 31. Yeteri kadar olgun ve belki yettiğinden fazla aşıktık. Nişanlandık. Bir senemiz dolmadan da evlendik. Hayır, yine hamile değildim, vizem de bitmiyordu ve sevgilim de zengin değildi. Ama evlilik kısmına sonra.

Ben, hayatımın büyük aşkıyla nişanlandım. Sağlık sorunlarım da yoktu o zamanlar; güzeldim, zayıftım. Ayakkabılarımı, elbisemi, takacağım aksesuarları özenle seçmiştim.

Çok mutluydum.

Ama aynı zamanda da çok buruktum.

Ömrüm boyunca her mutluluğum buruk oldu benim. Ama en çok şu nişanlanmadan korkardım. “Annem yok, babam yok; nasıl olacak” diye düşünürdüm hep. Bedenen bu dünya üzerinde olmaları bana malesef hiç bir şey katmadı. Ama nişan, evlilik gibi durumlarda insan kendisini daha bir buruk, daha bir yalnız kalmış hissediyor. O zaman annemle görüşüyorduk, gelmişti. Perde arkasında yine kimsenin bilmediği stresler, kavgalar, üzüntüler. Görmemezlikten gelmeye çalıştığım, sadece kendi mutluluğuma konsantre olma ihtiyacı hissettiğim.

Ben hep mutlu olmayı seçtim. Çünkü hayatım hep bir tiyatro gibiydi; sahne üzerinde ne oynanıyor olursa olsun, perde arkasında, kuliste hep entrikalar. Benim uzak durmak istediğim, hayatımı etkilemesine izin vermek istemediğim.

Hasılı kelâm, biz de dahil toplam 5 kişiydik, kek ve kahve yiyerek nişanımızı yaptık. Ama benim için önemli olan onlar değildi; hazırladığım nişan tabağıydı, sevgilimin gözlerinin içindeki aşık pırıltısıydı, benim zevkle ve heyecanla hazırlanışımdı ve hayatımın aşkıyla hayatlarımızı birleştirebilmek için attığımız ilk ciddi adımdı.

image

Zaten 3 aydır beraber yaşıyorduk. Misafirleri uğurlayıp, pijamalarımızı giyip koltukta kıvrılarak film izledik daha sonra. Bana kalsa, nişana da, düğüne de gerek yoktu. Çünkü ben zaten hep yarımdım. Ama sevgilim yarım kalsın istemedim. O ve ailesi en azından bunun tadını çıkarsın, içlerinde kalmasın istedim. Bense, içimdeki fırtınaları sustum, yutkundum. Ömrüm boyunca yapmış olduğum gibi.

Nişan, düğün… Bunlar çok güzel şeyler. Ama üzerinden seneler geçmiş olmasına rağmen geriye dönüp baktığımda içlerim coşmuyor mutluluktan. Aksine, hep bir burukluk, hem bir yarım kalmışlık hissediyorum. Özellikle o fotoğraflarda ne kadar güzel ve sağlıklı olduğumu gördükçe… Üzülüyorum.

Ve sonrasında olacakları bilmeyişimin o masumluğu yansımış hep yüzüme. Sadece mutluyum. Bundan sonrası hep çok güzel olacak. Hayatının aşkıyla nişanlandım, 27 sene mutluluğu bekledim, hak ettim, artık huzura ereceğim… Saflık, masumiyet, iyi niyetlilik ne güzel, ne kırılgan.

Evet, sevgiliden ve aşktan yana nazarım değmesin, tam da emin olduğum şeyleri yaşadım hep, yaşıyorum. 3 ayda nişanlanmamız da, 10 ayda evlenmemiz de hiç bir zaman hata değildi.

Ama tam da bu nişanın ardından kara bulutlar toplanmaya başladı üstümüzde, dış güçler nedeniyle. Aradığım huzur, bana asla verilmedi. Çoğu zaman haşlandım acıdan, kaç bin kere yüreğim dağlandı.

Sonrası hep üzüntü, üzüntü, üzüntü. Herkesin kolay kolay anlayamayacağı kadar hassas biri olduğum için bu üzüntülerden dolayı yıllar içinde yavaş yavaş sağlığımı da kaybettim. Ama susmaya ve yutkunmaya programlanmıştım küçüklüğümden beri, fabrika ayarlarımla oynanmıştı. Asla bir şeyi dışa vurmayacak, hep içine atacak, yutacaktın. Böyle böyle otuzuna gelmeden, üzüntüden sağlığından olacaktın. Ki oldun, aferin.

İlişkimiz, çok büyük sınavlardan geçti bugüne kadar. Yepyeni, 3 aylık ilişkim, belki de kaldırması imkansız yüklerin altına girdi. Sevgilimin gözleri önünde, günden güne üzüntüden hasta oldum. Senelerce üzüntü terapisine gittim, olmadı; vücuduma vurdu, burada “uyanık koma” dedikleri bir duruma geldim; olmadı, 5 hafta psikosomatik kliniğe yattım, döndüm, senelerce terapilere devam ettim, sağlığım bozulduğu için onu düzeltme amaçlı verilen ilaçlar beden dengemi iyice bozdu, kilo almaya başladım.

Bilanço: 5 senede 50 kilo

Gözlerinin önünde akıl almaz acılar çeken karısına yardımcı olamayan, onu çok sevmekten başka bir şey yapamayan bir koca. Sevgilim.

Hepsini, hepsini atlattık çok şükür. Terapilerim bitti sonbaharda. LR bana iyi geldi. Kendime ve başkalarına iyi bir şeyler yapabiliyor olmak iyileştirdi beni. Bozulan sağlığımı malesef hâlâ toparlayamadım. Ama uğraşıyorum. 50 kilodan 3ünü verdim. 47sini vermenin hayalini kuruyor ve savaşını veriyorum.

Ben hâlâ sahne üstündeyim ve perde arkasındaki entrikalar… Onlar devam ediyorsa da ben duymuyorum. Kulaklarıma tıpa tıkadım. Ama sensörleri çok açık olan kalbim duyuyor. Onu da başka şekillerle iyileştirmeye çalışıyorum. Dün gece yine gökyüzü kadar ağladım, kimse bilmez. Bir Allah, bir sevgilim, bir ben.

Ömrümce, olmasını istediğim senaryolarla başıma gelenler hep farklıydı. Belki de bu yüzden, başıma gelenleri değiştiremediğim için, kendi elimde olan şeyleri olabildiğince güzel ve iyi yönlendirmeye çalışıyorum. Bir şeyleri değiştirmek benim elimdeyse, onları olabildiğince güzel inşa etmeye çalışıyorum. Çünkü elimde olmayan, olamayan, değiştiremediğim, kabullenemediğim, çözemediğim, üzüntüsünden yıllarca sağlığımı, kendimi, benliğimi kaybettiğim, kimsenin ruhunun bile duymadığı çok şey var.

Bir Allah, bir sevgilim, bir ben.

Bu nişan güzeldi, iyiydi. Vefalı ve aşklı bir kader arkadaşlığının, yol arkadaşlığının ilk adımıydı. Sonrası; iyi günde, kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta, ölüm bizi ayırıncaya dek…

İyisinde, kötüsünde, hastalığında ve sağlığında birlikteydik; çok şükür. Umarım ki, çok kalpten dilerim, dua ederim ki, işallah ölüm bizi çoooooook uzun, upuzun yıllar sonra ayırıp sevgiliye kavuşturuncaya dek…

Her şey sevgiyle…

Çünkü sevgi iyileştirir.

Derya

5 yıl olmuş, bu 5 yılda neler olmuş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir