Bugün milat olsun

Şu anda çok mutluyum!
2017 benim için ilk günden itibaren zor başladı ve zor gidiyor. Ama SABIR en büyük sınavdır zaten. Bunu hep bilir ve her daim hatırlamaya çalışırım.
Geçen yılın son dönemlerinde, eğer hatırlarsanız, hayatımı değiştirmek istediğimi ve kesinlikle kilo vermek istediğimi söylemiştim.
Sağlıksal sorunlardan dolayı bu kiloları aldığım için vermesi çok kolay olmuyor. Sonra çok üzücü zamanlar yaşayınca diyet ve spor yapma disiplinini kendimde bulamadım.
Fakat sene başında sevgilimle oturup adam akıllı konuşmuş ve yeme disiplinimizi değiştirme kararı almıştık.
Bundaki amacım, “diyet” psikolojisinde olmadan sağlıklı beslenip çok yavaş da olsa bu sayede kilo vermeye başlamaktı. Hem de stressiz bir geçiş olur diye düşünmüştük.
Göründüğüm kadar yemiyorum aslında. Geçen senelerde geçirdiğim hastalıklar sebebiyle almak zorunda aldığım ilaçlar, malesef bedenimin işleyişini bozdu. Metabolizmam sıfırlarda geziyor, tiroidler kendi hallerinde takılıyor vs.
Ama… Ben çok yoğun çalışan biri olduğum için sık sık yemek yemeyi unutuyorum. Yani dengeli beslenemiyorum. Bu da acıkınca abuk sabuk şeylere saldırmama neden oluyor. Ölçü olarak aşırı yemesem de kalorili yiyeceklere yöneldiğim için hem kilo alımı yapıyor, hem de kan şeker dengem bozulduğu için bu dengesiz beslenme, yeniden bir dengesiz beslenmeye neden oluyor.
Ömrümün büyük çoğunluğunu aktif spor yaparak ve düzenli beslenerek geçirdiğim için bu konularda aslında çok fazla bilgiye sahibim. Fakat son yıllarda sahip olduğum bilgileri uygulaması benim için çok zordu.
Yeni yıldan itibaren, yukarıda anlattığım gibi bir beslenme şeklini hayatımızdan çıkarmaya karar verdik. Aslında sevgilim için bir sorun yoktu. O, zaten hem benden sağlıklı besleniyor, hem de metabolizması normalden hızlı çalışan biri. Yani benim tam tersim. Bu durumda, ne oluyorsa bana oluyor.
Normalde içeceklerine şeker ekleyen ve pasta, börekle çok arası olan biri değilim. Ama çikolata ve dondurmaya her zaman zaafım vardı. Bütün yapay şekerleri hayatımdan çıkardım. Asla çikolata, dondurma, haribo, profiterol falan yok! Ki çok severim.
Şeker, bir bağımlılık! İnsan bir kere yedi mi, canı hep istiyor. Biz de bu geçiş sürecini olabildiğince stressiz atlatabilmem için (malum, zor zamanlar yaşıyorum, ekstra stres olmasa da olur) evimizi meyve ile donattık.
Aslında dengeli bir beslenmede kişi meyve alımına da dikkat etmeli. Meyve şekeri, doğal bir şeker olmakla birlikte yine de şekerdir. Ve bu nedenle en geç saat 14 civarı yenmelidir. En uygunu ise sabah saatlerinde yenmesi ki, vücut, gün boyu ihtiyaç duyduğu enerjiyi sabahtan elde edebildin.
Amaaa…. Bizim amacımız, öncelikle kötü alışkanlıkları iyileriyle değiştirmek ve bunu olabildiğince doğal ve sağlıklı yollarla yapmaktı.
Hasılı kelâm, canım ne zaman tatlı isterse mandalin, portakal veya üzüm yedim. Ne zaman istersem, o zaman yedim. Çok değil, biraz. Amaç, tatlı krizini bastırmak. En azından bunlar, çikolata ve şekerlemelerden daha sağlıklı.
Bir çok kişinin diyet ve beslenme konusunda profesör olduğu (!) günümüzde, unutulan en önemli şeylerden biri; psikolojik yeme. Ve bu bende çok var. Malesef. Ben, mutsuz olunca kilo alan biriyim. Genellikle tatlı veya yeme krizleri de bu tip anlarda oluyor. Bilinçsizce veya başka türlü bir bilinçle yaptığın için bir türlü önüne geçemiyorsun. Ve dışarıda bir yerlerde benim gibi bir çok kişi olduğunu biliyorum. O yüzden, “Ekmeği kes şekerim, azıcık da o poponu hareket ettir, bak nasıl kilo veriyorsun.” diyen bilmiş ablalar, kendi küçük popolarıyla çıkabilirler hayatımdan. Motivasyon ve destek ‘in’, bilmişlik taslamak ‘out’ bu durumda.
Beslenme düzenimizde yaptığımız diğer değişikliklere gelince; bütün beyazları tam tahıllılarla değiştirdik. Soslu yemek yapacaksak yağ oranını çok çok azalttık. Yemekten çok, kocaman kocaman, ton balıklı salatalar yedim. Zaten çok severim, ömrümün sonuna kadar salata yiyerek yaşayabilirim.
Zaten işin aslı; ben spor ve sağlıklı beslenme disiplinine çok alışkın biriyim. Hayatımın %90’ını bu şekilde geçirdim. Sadece son 4 yılımda bütün düzenim altüst oldu. Şimdi, eski beni geri getirmeye çalışıyorum. Çünkü bazen disiplinle duygusal çöküntüler birbiriyle savaşıyor; ben, ikisinin arasında harap oluyorum ve olan, sağlığıma oluyor.
Ama bir insanın, dünya üzerinde sahip olduğu en değerli şeyin sağlık olduğunu bildiğimiz için, ne yapıyorsak, sağlığımız için yapmalıyız. Ben de kendimi yeniden bu bilince çağırmaya çalışıyorum.
Fakat tüm bunlara rağmen bedensel bir işleyiş bozukluğu da olduğu için uzun zaman (bugün de dahil) hiç bir fark hissetmedim. Ama kilo durumum, ‘sağlığı tehdit edici aşırı risk’ kategorisinde bulunduğu için, acilen bir şeyler yapmam gerektiğinin de farkındayım. Fakat yaptığım şeyler işe yaramayınca tabi moralim bozuluyor. Moralim bozulunca yiyorum. Yiyince kilo alıyorum. Ve bu böyle sürüp gidiyor…
Ama bu sefer yemedim. Olsa olsa meyve yedim. O da bir oturuşta 5 kilo değil.
Çünkü bunun böyle gitmeyeceğinin farkındayım. Hareket edemiyorum. Ömrünün çok büyük bir kısmını aktif spor yaparak geçirmiş biri olarak ben, hareket edemiyorum; eklemlerim ağrıyor, bir çok şeyde çok zorlanıyorum ve bu çok ağrıma gidiyor.
Dün akşam yine kendimi motive ettim. Dedim ki; “Bir aydan fazla oldu, bu uygulamayı yapıyorsun. Çok çok sıkı bir şey değildi ama başarılı oldun. Zaten amaç da buydu; hem içten, hem de dıştan hazır olmak; belki yavaş ama sağlam ilerlemek. Bence ikinci aşamaya hazırsın. Artık bu işi daha ciddi ele almanın zamanı gelmiştir. Yarın sabah bir tartılıp ölçülelim bakalım.”
Bence insanın bir şeye kendini psikolojik olarak hazırlaması, en önemli adımlardan biri. Ve ben bir şeye başlamadan önce hep bunu yaparım ki, en ufak bir meltemde sarsılmayayım. Çünkü biliyorum ki, her ne olursa olsun dünyadaki hiç bir yol dümdüz değil. Bu nedenle yola çıkmadan önce kendini psikolojik olarak ayarlamak çok önemli.
Bugün perşembe, ayın 9’u. Yeni bir karar verip yeni bir adım atabilmek için klişelerden uzak, mükemmel bir gün.
Sabah uyandığımda hiç bir şey yapmadan önce, dün gece verdiğim kararı düşündüm. Çünkü herkesin malumu olduğu üzere; akşamları kararlar verirler ve bunlar ertesi sabah hep unutulur. Hayır, ben unutmamıştım. Gerçi, unutabilecek lükste de değildim zaten. Şu bedenin ağırlığından ve hımbıllığından kurtulmam, metabolizmamı hızlandırmam ve yeniden eski bene geri dönmem gerek. O yüzden kalkım; tartıldım ve ölçüldüm.
Bunları hep aynı psikolojiyle yapıyordum son zamanlarda. ‘Nasılsa hiç bir şey değişmiyor; yapmasan da olur.’ psikolojisiyle. Ama biliyor musunuz? En güzeli kendini zorlamak. Rahat alanından çıkmak. Seni rahatsız eden, zorlayan, sınırlarını genişleten şeyler yapmak.
Tartıya çıkarken daha, çoktan o ‘kaybedenlere özgü’ his vardı zaten içimde. Gerçi, alışkın değilim bu duyguya. Çok çalışkan biriyim çünkü ve başarının asla tesadüf olmadığını bilecek kadar da azimliyim. Ama tüm bildiklerim ve geçmiş tecrübelerim, bana son yıllarda bedenimle ilgili olan sorunlarda malesef ışık tutamadı. Ve ben bununla birlikte gelen, yenilmişlik duygusu da dahil olmak üzere bir çok olumsuz duyguyla birlikte yaşamak zorunda kaldım.
Ama buna da inat ettim. Her şeye dediğim gibi, buna da diyorum, zorluklara karşı söylediğim en sevdiğim cümledir; YENİLMEYECEĞİM ULAN! YENİLMEYECEĞİM İŞTE, VAR MI ÖTESİ?!
Metabolizma mı yavaş? Çaresi yok, hızlandıracağız. Dengesiz mi besleniyorum? Afedersin ama, hayat seçimlerden ibaret; dengeli beslenmeyi seçeceksin!
Bir şeyi elde etmek istiyorsan, elini taşın altına sokacaksın.
Sonra yine bir moral bozuntusu. Ama bahsettiğimiz kilo, öyle 5-10 kilo değil; tam 55 kilo.
Yapabilir miyim?
Başkaları yapabilmiş mi?
Hemen internette araştırmalar… Çünkü ihtiyacım var. Aktif bir motivasyona, desteğe ihtiyacım var. Ama başkalarından hiç gelmeyecek şeyleri bekleyip zaman kaybedeceğime kendim yaparım. Benim gibi çok kiloyken kilo verip fit olan insanların fotoğraflarına baktım, baktım, baktım; hikâyelerini okudum ve kendimi iyice motive ettim.
Yapabilir miyim? Evet yapabilirim!
Kolay olacak mı? Allah aşkına, ne kolay ki?
Peki, olacak mı? Azmedersem, asla vazgeçmezdem, bir gün değil her gün istersem olacak!
Ve ben gerçekten bir gün değil, her gün istiyorum.
Tüm bunlardan sonra, kendimi hazır hissedince tartıya çıktım. Önce yenilmiştik hissiyle, ama yine de geleceğe dair bir umutla. Sonuç ne olursa olsun, bugün benim miladım olacak. Sonra o da ne?!
Ben diyet yapmadan, sadece bir iki şeyi değiştirerek 1,5 kilo vermiş ve hatta 1-2 cm incelmişim ya?? Ooooyyyy, nassıl ilaç gibi geldi bu!
Çok mutluyum bugün! Aferin bana. Bugünden itibaren ikinci aşamaya başlıyorum:
Gün içindeki meyve alımı saat 14 itibariyle kesilecek. Şekerli meyvelerden yavaş yavaş uzaklaşılacak. Düzenli ve disiplinli bir yeme düzenine geçiş yapılacak. Yemek yemeyi unutup uzun süre aç kalmak da yasak.
Eklemleri çok zorlamadan düzenli spor yapılmaya başlanacak.
İlk aşamayı çok güzel atlattık. O yüzden ikinci aşamada hayatımıza biraz daha disiplin getirelim bakalım.
Bana kolay gelsin. 🙂

Sevgiyle,

Derya

Bugün milat olsun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir