Sen gidince

Sen gidince yalnız kaldım salonda, perdelerimi indirdim, panjurlarımı kapadım usulca. Alnımı dayayıp ardından el salladığım camda, hasretle gelişini bekleyeceğim yine burada. Sevmiyorum gidişini izlemeyi, hangisinin son olacağını bilmemeyi. Her gidişin son, sanki her gelişin ilkmiş gibi. Hiç gitmesen; hep gelmelerin

İki yarım

Gelip yüzümü sürsem sana, bakışını benden yana çevirir miydin? Yavaşça süzülüp dokunsam en tenhalarına, dönüp bana gülümser miydin? Bütün kelimeleri döksem ayaklarına, merakla en söylemediklerimi dinler miydin? Ben sana bilmiyorum desem, acaba sen “Biliyorum” der miydin? ——————— © Falname

Bu güz sancılı geçecek, anlaşıldı. Yanan topraktan daha dertliyim ey kuşlar, böcekler. Yarin özlemi içimi yakıp kavurdu, hiç bir şey kâr etmez artık bana; bir çift göz görebilmeliyim nefes alabilmek için. O bilmez; güzel güzel bakar içime, fırtınalarımı, yangınlarımı görmez.

Rest-i İlân

Sen de yalnız ve bıkkın mısın benim gibi? Yokluğundan usanmış, varlığından darlanmış bütün kelimeler. Gelmek, gitmek bilmiyor içimdeki deli vurgun fırtına. Dışarlarda bir yerlerde misin, yoksa içlerimin en ücra köşelerinde mi? Ne zaman çıkacaksın inatla saklandığın o yerden? Usanmadın mı